Turksevdasi.Com siir
   ŞiiR Ekle ¦ Rastgele ŞiiR ¦ Tüm Şiirler ¦ En Yeni 10 ¦ En Popüler 10   
 
  Yanlızım

Okunma : 1300   

Yanlızım, solmuş bir çiçek gibi
Su verilmedi bana herkes gibi
Rüzgar acımadı bana bir zalim gibi
Yanlız kaldım, öldüm kopmuş bir çiçek gibi


Yanlızım, terk edilmiş bir ev gibi
İnsan oturmadı bende herkes gibi
Soğuk kış acımadı bana bir kartopu gibi
Yanlız kaldın, çürüdüm sobasız bir ev gibi


Yanlızım, dövülmüş bir köpek gibi
İnsan bakmadı bana herkes gibi
Zalim insanlar acımadı bana bir azrail gibi
Yanlız kaldım, ağladım dayak yemiş bir köpek gibi
  Şair : Pavlus YILDIRIM Tarih : 15.02.2009 
  Aklıma Sen Gelir -II

Okunma : 1240   



Aklıma Sen Gelir,
Aklıma Sen gelirde Hasret Yağmurları yüklenir semama
Çatar kara bulutlarım,
İzbeler odamı bir kaç hece mazin,
Düşer sitemi lebime,
İşitir ati..

Aklıma sen gelir de, Uçar imgelerim,
Umudum dökülür mecrana
Yanılgıya boyanır idelerim,
Sarar etrafımı bir heyelan
Bir Gece havası bürünür gözlerime
Düşer Derya’ya ümit,
Sarılır mar’a..

Aklıma Sen gelir de, Hüzünlenir yüreğim,
Sızı kaplar bedenimi, ovalanır ellerim,
Ziyafet çeker içerim de ki kurtlar
Erir kemiklerim,
Yangınlar sarar hiddetimi,
İde-i şimşek çakar beynimde,
Artar yağışlar,
Zapt eder tüm arazimi Ab’lar

Aklıma Sen gelir de, Utanç kaplar simamı,
Titreklik akort edilir uzuvlarıma,
İsyanı-ı figan oturur böğrüme,
Bestelenir seninle geçen akit
Ağıt yakar şiirler
Gömülürüm derinliklere..

Fatih EFE
(Hitaf-i)
  Şair : Fatih EFE Tarih : 24.05.2008 
  Sana tapacagim

Okunma : 650   

Bilmem kac yil aradim seni bulana kadar ,
Temizledim icimi tek sen kalana kadar ,
Seninile bir bütünüm , seninile varim simdi ,
Bil ki sana tapacagim toprak olana kadar !!!!
  Şair : Suat Atar Tarih : 06.03.2007 
  Elif diye * * *

Okunma : 640   

ELİF DİYE


Elime aldım kalem, yazarım kelam
Sana düşlenmeyen zaman, haram
Düşler, bu abdal gönül, bu adam
Diye diye ELİF diye


Gözlerinin bal'ı dilinden sızar
Kimse bakıpda, etmesin nazar
Kimin haddi, kim seni yazar
Diye diye ELİF diye


Ab-ı hayat’a usaresin sen bağ bağ
Yürekleri yakarsın narınla dağ dağ
Akıllardan akılla gezersin çağ çağ
Diye diye ELİF diye


Nâzın söz söz olur, hasetler çatlar
Kelam kor olur, Cümle , Satır atlar
Kimin haddi, Seni el'den el'e arar
Diye diye ELİF diye


Endâmın, duruşun, hep âkla zîyan
Gezip gezip düşünürüm, Durağan
Aklıma gelir tatlı tatlı nur siman
Diye diye ELİF diye


Saçlarını, rûzgâr yellesin tarasın
Tenini, yağmur yağa yağa yıkasın
Elin değdiği yerlerde çiçek açsın
Diye diye ELİF diye


Dilini şarkılar türküler süslesin
Ne söylersen sevgiyle püslensin
İsminle hep melekler söyleşsin
Diye diye ELİF diye


Ay , masal masal anlatsın düşünde
Gün, güne, bir bir eklensin gülüşünle
Yıllar ipini çekip, gelir ard'ı peşine
Diye diye ELİF diye


Fatih EFE
  Şair : Fatih EFE Tarih : 01.11.2007 
  Bana yakisir

Okunma : 610   

Aglama bir tanem yaziktir sana
Bu kadere aglamak Bana yakisir
Olmadi sansimiz kaderden yana
Kaderle bogusmak bana yakisir

Olmasin gözünde bir damla yasin
Olmasin yüzünde mahsun bakisin
Olmasin gögsünde o sabir tasin
Hasretle beklemek bana yakisir

Hersey gelir gecer mevsimler gibi
Bu hasrette biter sarkilar gibi
Hic bükme boynunu garipler gibi
Boyun bükmek yalniz bana yakisir
  Şair : Hilal Atar Tarih : 06.03.2007 
  Dogum Günün Kutlu Olsun

Okunma : 591   

Uzaktan yazarim bu siiri sana
Yanimda yoksun öpeyim be ana
Darilma gelemiyorum diye yanina
Dogum günün kutlu olsun, nice yillara
Unutamam ana yaptigini senin bana
Sacini süpürge ettin benim yoluma
Yanimdaydin her agladigimda
Dogum günün kutlu olsun, nice yillara
Her derdimize bir derman buldun
Cocuklarin icin hep calistin, kosturdun
Simdi Nenelik yapiyorsun torunlara
Dogum günün kutlu olsun, nice yillara
Bizleri her kötülükten geri tutun
Ama sen Ana, sen kendini unuttun
Simsiyah sacini beyaza tutturdun
Ellerinden öperim, dogum günün Kutlu olsun nice yillara! ! ! !
  Şair : Suat Atar Tarih : 06.03.2007 
  Meftunum Vallahi''

Okunma : 546   



Müjgan’ı oktur - kaşları yay gibi;
Düşde yar’i öyle gördüm vallahi!
Onbeşinde daha, siması ay gibi;
Görünce salavat verdim vallahi!
~
Masum eda yüklü, daha özünde
Tane - tane ben’leri var yüzünde
Binbir ziya gezer kara gözünde
Tutuldum. Meftunu oldum vallahi!
~
Bir hoş eyler; edalı-nazlı bakışı,
Şaşırırdım!, şımarırdım vallahi!
Olmasaydı! çıkıp çamaşır asışı;
Mahrumiyetiyle yaşardım vallahi!
~
Bakan - bekleyen Talihlisi çoktur.
Kapısı önünde nara atanı çoktur.
Onun emsali, vallah billah yoktur.
Bir bende gözü var gibi, vallahi!
~
Arı; kova kova bal ister camdan
Gül’den, çiçekten ötedir vallahi!
Kedi; sevim ister gezer damdan
Çok tatlı - Rana yüzlüdür, vallahi!
~
Ona yakışır ancak; güzel sözler
Hava değişir, kış kendini güzler
Bahçede açılan güller, nergizler
Onadır hepsi, ondandır vallahi..!
~
Şimdilik bitti ona söylenecek lafım,
Görürseniz söyleyin; biraz safım,
Düzgündür! Elim - kolum - ayağım,
Yanlış falan yapmaz! deyin, vallahi..!

Fatih EFE
(Hitaf-i)
  Şair : Fatih EFE (HİTAF-İ) Tarih : 13.02.2008 
  sevmek mi dedin?

Okunma : 539   

AHMET HAKAN MONA ROZA'YI BULDU!


Hürriyet Yazarı Ahmet Hakan Şair Sezai Karakoç'un dilden dile dolaşan şiiri "Mona Roza"nın kahramanı olan Muazzez Akkaya'yı buldu. İşte Ahmet Hakan'ın yazısı, ve bizim neslin aşklarımızı ilan ettiğimiz Mona Roza şiirinin tamamı... Gençlik size hediyemiz olsun! Böylece edebiyat ve aşk tarihinin en önemli gizemlerinden birisi de çözülmüş oldu.


Muazzez Akkaya’yı buldum


ŞAİR Sezai Karakoç’un meşhur "Mona Roza" şiirinde, Türk edebiyatının en mahrem akrostişi gizlidir.

Şiirin her kıtasının başındaki harfleri yan yana getirdiğinizde "Muazzez Akkayam" çıkar.

Karakoç, 1950’de Mülkiye’de öğrenciyken yazmıştır bu şiiri.

Ancak 2002 yılına kadar hiç yayınlamamıştır.

Buna karşın tam 50 yıl kuşaktan kuşağa aktarılmıştır bu etkileyici şiir.

60’larda daktiloyla, 70’lerde teksirle, 80’lerde fotokopiyle çoğaltılmıştır.

Bu efsane şiir, bir aşk acısının yürek burkan sesidir.

Şöyle başlar:

"Mona Roza siyah güller ak güller / Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak / Kanadı kırık kuş merhamet ister / Ah senin yüzünden kana batacak / Mona roza siyah güller ak güller."

* * *

Ketumluğu, vakarı, onuruna düşkünlüğü, içe kapanıklığı, aşırı kırılganlığı ve küskün bir çiçek oluşuyla tanınan Sezai Karakoç’un, tam 50 yıl Muazzez Akkaya hakkında tek bir kelime etmesi tabii ki beklenemezdi.

Herhangi bir babayiğidin de Muazzez Akkaya konusunu Sezai Karakoç’a sormaya cüret etmesi de düşünülemezdi.

Bundan dolayı Muazzez Akkaya, Türk edebiyatının bir büyük gizi olarak kaldı.

Giz devam ettikçe de, efsane üretmeye meyilli tipler girdi devreye.

Neler neler anlatılmadı ki...

En meşhur hikáye şudur:

Güya Sezai Karakoç, Mülkiye’de okuyan Muazzez Akkaya’ya aşkını itiraf etmiş ama karşılık bulamamış, bunun üzerine "Mona Roza" şiirini yazmış, şiiri okuyan Muazzez Akkaya intihar etmiş.

Bu rivayet, "Sezai Karakoç da bu nedenle hiç evlenmemeyi tercih etmiş" diye bitiyor.

* * *

Dikkat! Dikkat!

Edebiyatımızın büyük sırrı çözüldü.

Nasıl mı?

Anlatayım:

Bundan bir süre önce bir yazımda Sezai Karakoç’un "Mona Roza" şiirine ve Muazzez Akkaya’ya şöyle bir değinmiştim.

O yazının yayınlanmasının ardından New York’tan bir e-posta aldım.

Şunlar yazılıydı e-postada...

"Selam Ahmet Bey... Ben New York’ta doktorluk yapıyorum. Muazzez Akkaya’nın kızıyım. Yazınız ailecek çok hoşumuza gitti. Annemin adını yazınızda geçirdiğiniz için çok teşekkürler. Ayşe."

Okuyunca "Vay be" diye haykırdım. Muazzez Akkaya’nın izini bulmuştum.

Hemen bir yanıt yazdım: "Lütfen anneniz hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?"

Yanıt şöyleydi:

"Annem Mülkiye’de okumuş. Öğrenciliğinde çok güzel bir kadınmış. Grace Kelly tipinde. Pingpong şampiyonu olmuş okulda. Bugün anneme Sezai Karakoç’un aşkını ve şiirini sordum. Annemin bu aşktan ve şiirden haberi olmamış. Ama şunu anımsıyor: Paltosunun cebinde şairi meçhul aşk şiirleri bulurmuş! Babamla evlenirken babama bu şiirlerden söz etmiş, babam da şiir yazmaya kalkışmış annem için ama tabii ki çocukça şiirler olmuş bunlar. Annem Hazine avukatlığından emekli oldu. Maliye Bakanlığı’nda çalışırken babamla tanışıp aşk evliliği yapmışlar. 48 sene harika bir evlilikleri oldu. Maalesef geçen hafta babamı kaybettik."

* * *

Muazzez Hanım’ın Mülkiye’de okurken "pingpong şampiyonu" olduğunu öğrenince...

Hemen aklıma Sezai Karakoç’un "Ping-Pong Masası" adlı başka bir şiiri geldi.

Şiiri bulup okudum...

Şu dizelere dikkat kesildim:

"Ha Sezai ha ping-pong masası / Ha ping-pong masası ha boş tüfek / Bir el işareti eyvallah ve tak tak / Gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi / Ne kadar güzel ne kadar sıcak / Tak tak tak tak tak."

Gözümün önüne şöyle bir görüntü geldi:

Ezik ama onurlu Ergani çocuğu Sezai, uzak bir köşeden Muazzez’in pingpong oynamasını izlemektedir. Muazzez topa şımarık bir edayla vurdukça "Ha Sezai ha ping-pong masası" diye içlenmektedir.

Ne dokunaklı değil mi?

* * *

Hadi girin internete ve bu çok eski devirlere aitmiş gibi gözüken dokunaklı aşka nüfuz etmek için "Mona Roza" şiirini bulup okuyun.

50 yıllık büyük gizin aydınlanmasının hatırına...

Bir parça kederlenip aşka olan imanınızı tazeleyin.

Okuyun ve içinizi ısıtın:

"Yağmurlardan sonra büyürmüş başak / Meyveler sabırla olgunlaşırmış / Bir gün gözlerimin ta içine bak / Anlarsın ölüler niçin yaşarmış / Yağmurlardan sonra büyürmüş başak."


İŞTE ŞİİRİN TAMAMI

MONA ROZA



Mona Roza, siyah güller, ak güller

Geyvenin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Ah, senin yüzünden kana batacak

Mona Roza siyah güller, ak güller



Ulur aya karşı kirli çakallar

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa

Mona Roza, bugün bende bir hal var

Yağmur iğri iğri düşer toprağa

Ulur aya karşı kirli çakallar



Açma pencereni perdeleri çek

Mona Roza seni görmemeliyim

Bir bakışın ölmem için yetecek

Anla Mona Roza, ben bir deliyim

Açma pencereni perdeleri çek...



Zeytin ağaçları söğüt gölgesi

Bende çıkar güneş aydınlığa

Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi

Seni hatırlatıyor her zaman bana

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi



Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar

Işıksız ruhumu sallar da durur

Zambaklar en ıssız yerlerde açar



Ellerin ellerin ve parmakların

Bir nar çiçeğini eziyor gibi

Ellerinden belli oluyor bir kadın

Denizin dibinde geziyor gibi

Ellerin ellerin ve parmakların



Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Saat onikidir söndü lambalar

Uyu da turnalar girsin rüyana

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona



Akşamları gelir incir kuşları

Konar bahçenin incirlerine

Kiminin rengi ak, kimisi sarı

Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine

Akşamları gelir incir kuşları



Ki ben Mona Roza bulurum seni

İncir kuşlarının bakışlarında

Hayatla doldurur bu boş yelkeni

O masum bakışlar su kenarında

Ki ben Mona Roza bulurum seni



Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Henüz dinlemedin benden türküler

Benim aşkım sığmaz öyle her saza

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza



Artık inan bana muhacir kızı

Dinle ve kabul et itirafımı

Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı

Alev alev sardı her tarafımı

Artık inan bana muhacir kızı



Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış

Bir gün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak



Altın bilezikler o kokulu ten

Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne

Bir tüy ki can verir bir gülümsesen

Bir tüy ki kapalı gece ve güne

Altın bilezikler o kokulu ten



Mona Roza siyah güller, ak güller

Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!

Mona Roza siyah güller, ak güller



12.Kasım.2006 03:36:28
  Şair : o zaman iyi oku Tarih : 20.06.2008 
  Ölüm Bile Ölür İşte...

Okunma : 529   

Ölüm Bile Ölür İşte...

Bir gün kordudan korkmayı başarabildiğinde
Ve korkusuz ecele başkaldırabildiğinde
Bir gün, gözyaşlarını birileri görsün diye ağlamaktan,
Sesini birileri duysun diye haykırmaktan vazgeçebilip
Çaresizliğin acısına meydan okuyabildiğinde
Ölüm korkusundan da korkmayacaksın
İşte o an ölüm inim inim inleyecek
Ve o an ölüm bile ölecek işte...

İçindeki ben duygularını,
Akıldan dile dolanan yılan gibi yalanları
Sevgi sevgi ışıldayan gözlerde bir ihanet itini
Sonra, sevgi olmalıyken aptalca inatları,
Korkunç hırslarını öldürebildiğinde
Ve birgün
Seni düşündükçe acı içinde kalanlara
Neler çektirmiş olduğunu hissedebilip
Değerlerin gerçek değerlerini de anlayabildiğinde,
Ölüm korkusundan korkmayacaksın
İşte o an ölüm inim inim inleyecek
Ve inan ölüm bile ölecek işte...

Sabrında bir sabrı var ve biter bir gün
Kalabiliyorsan sevgiyle kal, sevgide kal
Bir zamanlar en mavisi hayallerce
Şimdi güneşin çatında bile karanlığım
Adını adımdan çalanım
Ölümü bile inim inim inleten
Ölümü dahi öldürenim...

İskenderun - 2003
Zeki Yüncüoğlu
  Şair : Zeki Yüncüoğlu Tarih : 22.10.2008 
  sevdalı

Okunma : 511   

Sen bir gün köşe başında. Paramparça elbisenle. Kirli ellerinle rastgele avuc acan adam. Eminol farkımız yok birbirimizden. Belkisen ömrünce dileneceksin. İstedigin beş kuruşu biri verse.Bir ikincisini bekleyeceksin Ama ben birkere dilendim. Bir insafsızın kalbini.Sevgisiydi derdim Öylesine boş, öylesine acık kaldıki ellerim.Yemin ettim, birdaha dilenmeyecegim....
  Şair : dilenci Tarih : 18.02.2007 
Toplam Şiir Sayısı : 1830

ŞiiR Ara